blogKriz Anında Destek Nasıl İstenir? 6 Net Adım

pskdilarakocak.com

Kriz Anında Destek Nasıl İstenir? 6 Net Adım

Kriz Anında Destek Nasıl İstenir? 6 Net Adım

Bazen yardım istemeyi zorlaştıran şey, ne yaşadığınızı anlatacak doğru cümleyi bulamamaktır. Kriz anında destek nasıl istenir sorusunun yanıtı, her şeyi eksiksiz açıklamak değildir. Önce güvenliği sağlamak, ardından bir kişiye ya da kuruma açık ve kısa bir mesaj vermektir. Yaşadığınız duygunun adı henüz net değilse bile destek isteme hakkınız vardır.

Kriz; yoğun kaygı, panik, kontrol kaybı hissi, ilişki içinde ağır bir çatışma, yas, ani bir yaşam değişikliği ya da kendinize zarar verme düşünceleriyle ortaya çıkabilir. Her kriz aynı görünmez. Ancak günlük işlevinizi sürdürmek zorlaşıyorsa, kendinizi güvende hissetmiyorsanız veya yalnız kalmak riskli geliyorsa bunu ciddiye almak gerekir.

Önce acil güvenlik ihtiyacınızı değerlendirin

Kendinize ya da başka birine zarar verme riski varsa, şiddet tehdidi altındaysanız, yoğun bir panik nedeniyle güvenli biçimde hareket edemiyorsanız profesyonel bir görüşmeyi beklemeyin. Bulunduğunuz ülkedeki acil yardım hattını arayın. Türkiye’de 112, ABD’de 911 acil durumlar için aranabilir. Mümkünse yalnız kalmayın; güvendiğiniz birinin yanına gidin veya onun size gelmesini isteyin.

Kendinize zarar verme düşünceleri varsa bu düşünceleri tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Kesici alet, ilaç, silah ya da benzeri risk oluşturabilecek araçları bulunduğunuz ortamdan uzaklaştırın veya bir başkasına verin. Ardından bir yakınınıza doğrudan şu cümleyi kurun: “Şu an kendimle yalnız kalmakta zorlanıyorum. Yanımda olmanı ve acil destek bulmama yardım etmeni istiyorum.”

Acil risk yoksa bile kriz gerçek ve yorucu olabilir. Bu durumda amaç, duyguyu hemen ortadan kaldırmak değil, yükü paylaşabileceğiniz güvenli bir temas noktası oluşturmaktır.

1. Yardım isteğini kısa ve doğrudan söyleyin

Kriz anında zihnin dağılması çok yaygındır. Bu yüzden uzun açıklamalar hazırlamaya çalışmak sizi daha da yorabilir. Destek talebinizi üç bilgiyle sınırlayabilirsiniz: Şu anda zorlandığınızı, neye ihtiyaç duyduğunuzu ve karşı tarafın ne yapmasını istediğinizi söyleyin.

Örneğin, “Bugün çok yoğun kaygı yaşıyorum. Tek başıma kalmak istemiyorum. Müsaitsen beni arar mısın?” demek yeterlidir. Bir ilişki çatışmasının içindeyseniz, “Şu an konuşmayı sağlıklı sürdüremiyorum. Sakinleşmek ve destek almak için biraz zamana ihtiyacım var” diyebilirsiniz.

Yardım istemek, karşı tarafı bütün sorununuzdan sorumlu tutmak anlamına gelmez. Sadece zor bir anda temas ve güvenlik ihtiyacınızı açıkça paylaşmaktır.

2. Doğru kişiyi değil, ulaşılabilir kişiyi seçin

Krizde “en doğru insanı” bulmaya çalışmak bazen destek arayışını geciktirir. İlk aşamada sizi yargılamadan dinleyebilecek, telefonunuzu açabilecek veya yanınıza gelebilecek bir kişi yeterli olabilir. Bu kişi bir arkadaş, aile üyesi, partner, komşu ya da iş yerinden güvendiğiniz biri olabilir.

Her yakın ilişki kriz desteği vermeye uygun olmayabilir. Sizi küçümseyen, suçlayan, öfkelendiren veya mahremiyetinize saygı duymayan biri yerine daha güvenli bir temas seçin. Yakınınızın da ne yapacağını bilememesi mümkündür. Ondan çözüm değil, belirli bir eşlik isteyebilirsiniz: birkaç dakika dinlemesi, birlikte yürüyüşe çıkması, randevu alırken yanınızda kalması ya da güvenli bir yere ulaşmanıza yardım etmesi gibi.

3. Mesaj atmak konuşmaktan daha kolaysa bunu kullanın

Telefonla konuşmak herkes için her an mümkün olmayabilir. Ağlamak, nefes darlığı, utanç veya yoğun korku nedeniyle sesli konuşmak zor geliyorsa kısa bir mesaj gönderin. Mesaj, yardım istemenin daha az geçerli bir biçimi değildir.

Şöyle yazabilirsiniz: “İyi değilim ve şu an desteğe ihtiyacım var. Müsait olduğunda beni arar mısın?” Ya da “Kendimi çok bunalmış hissediyorum. Bugün yalnız kalmamam iyi olur. Bir süre yanımda olabilir misin?”

Yanıt gelmezse bunu kişisel bir reddedilme olarak yorumlamamaya çalışın. İnsanlar o anda ulaşılmaz olabilir. Bir sonraki kişiye yazmak, farklı bir destek kanalına yönelmek veya profesyonel yardım aramak bu nedenle önemlidir. Krizde tek bir kişiye bağlı kalmak yerine küçük bir destek halkası düşünmek daha koruyucudur.

4. Kriz anında profesyonel destek nasıl istenir?

Bir psikolojik danışmanla görüşmek için “yeterince kötü” olmayı beklemeniz gerekmez. Uyku, iştah, iş performansı, ilişkiler veya günlük sorumluluklar belirgin biçimde etkileniyorsa; aynı döngülerin içinde sıkıştığınızı hissediyorsanız; yoğun kaygı ve çökkünlük tekrar ediyorsa randevu talep etmek uygun bir adımdır.

İlk mesajınızın ayrıntılı olması gerekmez. “Son günlerde yoğun kaygı yaşıyorum ve görüşme için randevu almak istiyorum” ifadesi yeterlidir. İsterseniz özellikle hangi konuda desteğe ihtiyaç duyduğunuzu da ekleyebilirsiniz: ilişki çatışması, ayrılık, yas, panik belirtileri, aile içi gerilim veya yaşam yönüyle ilgili belirsizlik gibi.

Randevu alırken aklınıza şu sorular gelebilir: İlk seansta ne anlatacağım, ağlarsam ne olur, her şeyi söylemek zorunda mıyım? İlk görüşmenin amacı çoğu zaman yaşadığınız durumu anlamak, ihtiyaçlarınızı belirlemek ve size uygun bir çalışma çerçevesi oluşturmaktır. Konuşma hızınızı siz belirlersiniz. Terapötik ilişki, zorlayarak değil güven oluşturarak ilerler.

Kriz çok yoğunsa bireysel danışmanlık temel destek alanı olabilir. İlişki kaynaklı bir zorlanmada, her iki tarafın da güvenliği ve isteği uygunsa çift danışmanlığı değerlendirilebilir. Yalnızlık ve benzer deneyimlerle baş etme ihtiyacında grup danışmanlığı da destekleyici bir seçenek olabilir. Hangi formatın uygun olduğu, yaşadığınız durumun niteliğine ve aciliyetine göre değişir.

5. Bedeni sakinleştirmek, yardımın yerine geçmez ama ilk adımı kolaylaştırır

Yoğun stres altında beden alarm verir. Kalp çarpıntısı, titreme, mide sıkışması veya düşüncelerin hızlanması, yardım istemeyi daha zor hale getirebilir. Bu belirtileri tamamen durdurmaya çalışmak yerine, birkaç dakika boyunca bulunduğunuz ana dönmeyi deneyin.

Ayaklarınızı yere bastığınızı fark edin. Etrafınızda gördüğünüz beş nesneyi içinizden sayın. Bir bardak su için veya yüzünüzü serin suyla yıkayın. Nefesi zorla derinleştirmek bazı kişilerde kaygıyı artırabilir; bu nedenle yalnızca nefes verişinizi biraz uzatmak daha rahatlatıcı gelebilir. Bu küçük uygulamalar krizi çözmez, fakat birini arayacak ya da mesaj atacak kadar alan açabilir.

Alkol, madde kullanımı, kontrolsüz ilaç alma veya dürtüsel kararlar o an kısa süreli bir kaçış gibi görünebilir. Buna karşın duygusal yoğunluğu, risk alma davranışlarını ve ertesi günkü yükü artırabilir. Mümkün olduğunda kararları ertelemek ve güvenilir bir kişiyle birlikte kalmak daha güvenli bir seçenektir.

6. Destek aldıktan sonra ihtiyaçlarınızı netleştirin

İlk temasın ardından kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: “Şu an bir sonraki güvenli adımım ne?” Bu adım, eve güvenle ulaşmak, o gece yalnız kalmamak, işten izin istemek, bir randevu planlamak veya çatışmalı bir konuşmayı sonraya bırakmak olabilir.

Kriz sonrasında bazı kişiler yaşadıklarını küçümseme eğilimindedir. “Abarttım”, “Bunu kendim çözmeliydim” ya da “Kimseyi rahatsız etmemeliyim” düşünceleri destek arayışını kesebilir. Oysa zorlanmayı fark etmek ve yardım istemek, baş etme becerisinin bir parçasıdır. Özellikle tekrar eden krizlerde, tetikleyicileri ve size iyi gelen destek biçimlerini bir danışmanla ele almak gelecekteki anlar için daha sağlam bir plan oluşturabilir.

Kendinize uygun bir güvenlik notu hazırlamak da yararlı olabilir: Arayabileceğiniz iki kişinin adı, size iyi gelen iki sakinleştirici uygulama ve acil durumda başvuracağınız kurum bilgisi. Bu notun amacı hayatı kontrol etmek değil, zor bir anda karar vermek için yalnız kalmamaktır.

Yardım istemek bazen tek bir cümleyle başlar: “Şu an desteğe ihtiyacım var.” Bu cümleyi kurabildiğiniz anda, yaşadığınız yükün içinde tek başınıza kalmak zorunda olmadığınız bir alan açılır. Güvenliğinizden emin değilseniz acil desteğe başvurun; güvenliyseniz, bugün atabileceğiniz en küçük adım için bir kişiye veya profesyonel bir danışmana ulaşmayı ertelemeyin.

Have a question?